MANŞETİ GÖSTER
Eğitim / 2011-12-07 18:06:47
Türk Eğitim-Sen'den Çarşamba eylemi

Türk Eğitim-Sen'den Çarşamba eylemi Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi tarafından, 666 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamede yer alan, ''eşit işe eşit ücret'' uygulamasıyla ilgili basın açıklaması yapıldı.

Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Murat Namlı, Valilik önünde yaptığı basın açıklamasında, şunları söyledi: “Bilindiği gibi Hükümet, kamudaki ücret dengesizliğini ortadan kaldırmak için 666 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyi çıkardı. 02.Kasım.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 666 sayılı KHK ile Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının düzenlenmesi amacıyla “eşit işe eşit ücret” ilkesi doğrultusunda iyileştirme yoluna gidilirken, başta Milli Eğitim Çalışanları akademisyenler ve öğretmenler olmak üzere birçok meslek gurubu göz ardı edilerek haksızlığa uğradılar. İyileştirme yapıldığı belirtilen meslek gurupları arasında da unvan, kadro, derece, merkez-taşra ayrıntıları getirilerek ve her kademeye ayrı puanlamalar verilerek uygulamada mağduriyetlerin oluşmasına sebep oldular. 666 sayılı KHK’den sonra, 1.400.000 kamu personelinin aldığı ek ödeme oranında herhangi bir artış meydana gelmemiştir. 2011 yılında en yüksek devlet memuru ile en düşüş devlet memuru arasındaki ücret oranı 4,2kat iken, 666 sayılı KHK ile birlikte bu fark 5,8 kata çıkmıştır. Kararnamenin amacı, “eşit işe eşit ücret” ilkesi doğrultusunda, kamu personeline yapılan ek ödeme oranlarında iyileştirme yoluna gidilmesidir. Ancak, “eşit işe eşit ücret” iddiasıyla getirilen düzenlemeler, tam tersi sonuçlara yol açmış ve haksızlıklara sebep olmuştur. Örnekleyecek olur isek; düzenleme ile Kamuda görev yapan üst düzey yöneticilerin ücretlerinde ortalama 760 TL. artış olur iken, hizmetli kadrosunda çalışana 43 TL. , memur kadrosunda çalışana 200 TL. , hemşire kadrosunda çalışana 110 TL. , teknisyen kadrosunda çalışana 18 TL. artış gelmiş, öğretmen ve akademisyenlerin ücretlerinde ise artış yapılmamıştır.
Bununla da yetinmeyen Hükümet Yetkilileri son günlerde öğretmenleri rencide edici küçük düşürücü açıklamalar yapmaktalar. Bir devlet bakanımız Milli Eğitim Bakanının öğretmenlere şahsiyet kazandırmaya çalıştığını söyleme gafletine düşmüştür. Bakanın bu onur kırıcı açıklamasını Türk Eğitim-Sen olarak nefretle kınıyoruz.Sayın bakan; Milli Eğitim Bakanlığı dokuz yıldır hükümetiniz tarafından yönetilmektedir. Eğer bir şahsiyet kaybı varsa o da bu bakanlığı yönetenlere aittir. Yine aynı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, geçtiğimiz günlerde Bursa’da –gaza gelmiş olacak ki- devlet adamlığını, siyasetçiliğini ve takiyye yaptığını bir anda unutmuş ve dervişin fikri neyse zikri de o’dur misali, demokrasiyi hiçe sayarak “Anayasa değişikliğinde hayır oyu kullananların, Anayasal hakları kullanamayacakları şeklinde ifadelerin yer aldığı, bir konuşma yapmıştır. Bakan’ın konuşması, açıkça kamu görevlilerini bir sendikaya üye olmaya zorlayan, örgütlenme özgürlüğünü engelleyen ve kamu görevlileri arasında ayrımcılık yapan bir nitelik taşımaktadır.
Sayın Bakan’ın bulunduğu makamın ; Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese eşit mesafede olmasını zorunlu kılan bir yer olduğu gerçeğini hatırlatıyor, Bu bakanımızı makamına ve devlet adamlığına yakışır davranmaya davet ediyoruz. Öncelikle bir devlet adamı, diğer insanları kendi fikir, düşünce ve siyasetini aklama, destekleme makamı olarak göremez. Bunun için Osmanlı padişahlarına “mağrurlanma padişahım senden büyük Allah var.” diyenler her zaman olmuştur. Bu sebeple, Sayın Bakan’ın sendikalarla ilgili değerlendirmelerini 12 Eylül referandumunda, evet ya da hayır demeleri ile ilişkilendirerek yapması sağlıklı bir aklın değerlendirmesi olamaz. “Devlet makamları hiç kimsenin şahsına münhasır yerler değildir. Milletimizin türlü nedenlerle, kendilerine göstermiş oldukları teveccühü kavrama kabiliyetinden yoksun olanlar, kerameti hep kendilerinde bulanlar en büyük yanılgı içindedirler. Çokça dillendirdikleri İslam ahlâkından nasibini almamış olanlar; bugün bulundukları mevkinin, şan ve şöhretin, güce sahip olmanın verdiği ukalalık ve güvenle, ağızlarından çıkanları duymak erdemini dahi gösteremiyorlar. Bu kimselere tavsiyemiz ancak şudur ki, “hiç kimsenin sözleriyle gaza gelmeyin, unutmayın ki; ‘’ ne kadar yüksekteyseniz o kadar sert düşersiniz’’.
 “Hz. Ömer adaleti” diyerek iktidara gelip, Ebu Cehil cehaleti sergilemenin, kendinden olmayanlara karşı Ebu Leheb zulmünü reva görmenin hiçbir inanç ve anlayışla izah edilir tarafı yoktur. Sayın Bakan, güçlü bir Hükümet güçlü bir Memur Sen var diye övünüyor. Türk Eğitim-Sen defalarca dile getirmişti, Hükümet Toplu Sözleşmeyi dikensiz gül bahçesine çevirmek istiyor. Bakan’ın bu açıklaması ne kadar haklı olduğumuzu da ortaya koymaktadır. Bu sözlerini şöyle anlayabiliriz, “İyi ki diğer sendikalar yok, Memur Sen ile al gülüm ver gülüm güzel bir toplu sözleşme yaparız.” Türkiye Kamu Sen aylardır, hatta yıllardır, sarı sendikacılık tehlikesinden bahsetmekte, tüm devlet memurlarını uyarmaktadır.
Bakan’ın bu açıklamaları Türkiye Kamu Sen’i bir kere daha haklı çıkarmıştır. Bakan’ın yukarıdaki sözleri esasen pek açıklamaya muhtaç değildir. Son derece açık ve anlamlı sözlerdir. Öğretmenlere şahsiyet kazandıracaklarını söyleyenlerin hedefinde, şimdi de tüm memurlara Memur Sen vasıtasıyla, şahsiyet kazandırmak var, diye düşünüyoruz. Ancak, Türk Eğitim-Sen olarak Sayın Bakan’a şunu bir kere daha hatırlatıyoruz, devlet adamı olun, duygularınızla, devlet yönetmeyi birbirine karıştırmayın. Bu yaptığınız açıklamalar hem Anayasa hem de kanunlarımız önünde suçtur. Vatandaşları oylarının rengine göre değerlendirmek sizin hakkınız da, haddiniz de değildir. Adam Olmakla Bakan Olmak arasında ne kadar büyük bir fark olduğunu da bir kere daha hatırlatmakta yarar görüyoruz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”
Basın açıklamasının ardından sendika üyeleri olaysız bir şekilde dağıldı.

 

 

 



Etiketler :         ,