MANŞETİ GÖSTER
Eğitim / 2011-12-19 20:44:00
Sarıkamış’ta Öğretmenlere Deprem Konferansı

Sarıkamış’ta Öğretmenlere Deprem Konferansı Kars Sarıkamış Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, ilçede görev yapan öğretmenlere yönelik deprem konferansı düzenlendi.

Sarıkamış Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda düzenlenen konferansa, konuşmacı olarak Kars Kafkas Üniversitesi (KAÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Bozkuş katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan konferansta, katılımcılara Türkiye Deprem Vakfı tarafından hazırlanan 17 Ağustos 1999 yılında gerçekleşen Marmara Depreminden çeşitli kesitler izletildi.
Ardından KAÜ Öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Bozkuş, katılımcılara Deprem Konferansı verdi. Bozkuş,“Türkiye’nin bir gerçeği olan ve beraber yaşamak zorunda olduğumuz bir doğal afeti yani; depremi sizlerle paylaşacağız. Can kaybının mesuliyetinin inşaat kusurlarına ait olması bize gerçekten ağır geliyor. Biz ne fayın yerini değiştirebiliriz, ne depremi önleyebiliriz. 17 Ağustos’a gitmeye gerek yok. Van Depremi’nde kaybettiğiniz 75 öğretmen arkadaşınız. Aynı görev aşkıyla Van’a, Erciş’e ve köylerine gitmişlerdir. Daha mesleklerinin baharındaydılar. Depremlerin hepsinde aynı kusur; plansız, programsız, başıboş bir inşaat sektörümüzün olmasıdır. Plan proje hazırlanır, belediyelerden inşaat ruhsatı alınır, kaç katlıysa gider inşaatlarını yaparlar. O inşaatlar yıkılırken sanki devletin yaptığı binalar yıkılmıyor mu yıkılıyor. Bugün tabii depremin her şeyini sizlerle çok kısa sürede paylaşmamız mümkün değil. Ben bir Jeoloji Bilim adamı olarak, dünya da ve Türkiye’de neden deprem olur, oradan Kars’a geleceğiz ve biraz da Sarıkamış’a değineceğiz.” dedi.
Türkiye’de son yüz yılda yani 1900 ile 2000 yılları arasında meydana gelen depremlerde 85 bin insanın hayatını kaybettiğini belirten Bozkuş, “Depremle ilgili kaynaklarda, Türkiye’nin %98’i, nüfusun %95’i riskli bölgelerdedir. Depremin geçmişine baktığınız zaman bugün dünya da bizden daha riskli kuşaklarda yer alan devletler var. Onlarda yaşanan büyük depremleri biz yaşamıyoruz. Bizde en büyük 1939 Erzincan depremi 7.9 büyüklüğünde olmuştur. Biz 8’i görmedik. Oralarda 8.5, 9, 9.5’i görenler var. Bu depremleri gören dünya devletleri bu olayı çözmüşler. Japonya’sı, Çin’i, Amerika’sı, Kanada’sı. Dolayısıyla bu konuda söylenecek çok şey var. Ama lafı fazla uzatmadan sizlere deprem hakkında bilgiler vermeye çalışacağım” diye konuştu.
Slayt gösterimi eşliğinde, dünya haritası üzerinde bulunan kıtaların 3 boyutla yandan görünümü üzerinden sunumuna devam eden Bozkuş, “Burada yer kabuğu parçalara bölünmüş, kıtalara ayrılmış. Bu kıtalar ne yapıyor hareket halinde. Bu kıtaların kimileri bir birinden uzaklaşır, kimileri ise bir birine yaklaşır. En büyük depremler bu yaklaşmalarla olur. İşte yaklaştığı yer Amerika kıtalarının batısı, Asya’nın doğusu. Dünyanın en büyük depremleri bu yaklaşan değerlerde olur. Uzaklaştığı yeri görüyorsunuz. Atlas okyanusunun ortasındaki uzaklaşmada olduğu gibi. Kısaca değindiğimiz bu teori kıtaların kayması, yer değiştirmesi teorisidir. Dünyada var olan depremlerin nedeni kıtaların yer değiştirmesi, yer değiştiren kıtaların sınırlarında büyük depremler oluyor. Uzak yerlerde ise bu kıtaların yer değiştirmesi, kıtaların iç kısımlarında ise kırılmalara yani faylanmalara neden oluyor. Türkiye’ye gelecek olursak, Türkiye’nin fiziki yapısı ve son 100 yılda olmuş 5’ten büyük depremlerin merkez üstü dediğimiz odakların yoğunlaştığı Türkiye bölgesi. Türkiye’nin depremselliğinin nedeni güneyden kuzeye doğru Anadolu’yu Avrasya ya doğru sıkıştıran Arabistan kıtasıyla, Afrika kıtalarının hareketleridir. Fiziğin bir kuralı vardır, sıkıştırdığınız bir madde kırılır yani kırılmak zorundadır. Bizdeki faylanmaların nedeni; güneyden gelen Arabistan kıtasıyla, Afrika kıtasının Anadolu’yu kuzeye doğru sıkıştırmasıdır. Bu sıkıştırmalar sonucunda Doğu Anadolu Bölgesi’nde 4’ten büyük 129 deprem meydana gelmiştir. Bu sıkıştırma sadece faylanmalara neden olmuyor. Bizdeki sıra dağların nedeni de bu sıkıştırmanın bir sonucudur” şeklinde kdonuştu.
Bozkuş, bölgenin depremselliğinde etkin olan fay ve fay kuşaklarını da şöyle sıraladı: Dumlu, Çobandede, Horasan, Sevan, Balıklıgöl fay zonları ile Digor, Kağızman, Karayazı, Ağrı, Iğdır, Doğubeyazıt, Tutak, Çaldıran fayları..
Merkez üstü dağılımına göre Kuzeydoğu Anadolu’daki illerin depremselliği illerin etkilenme derecesi sırasının; Erzurum, Ardahan, Ağrı, Iğdır, Kars olduğunu da vurgulayan Bozkuş, “Bölgede Kars merkez en az etkilenen ildir. Ancak ilçeler merkeze göre faylara yakınlıklarına göre farklı derecede etkilenecektir. Akyaka, Çıldır, Digor, Kağızman, Sarıkamış en fazla etkilenecek ilçeler arasında bulunuyor. Sarıkamış’ın köyler açısından baktığımızda deprem kesimi yüksek olan yerler Karaurgan ve ortasındaki köylerimiz. Bu köylerimizde 83’de, 84’de ve 2005’de depremler oldu. Bazı evlerimizde yıkılmalar oldu. Buradan doğuya doğru gittikçe yani Sarıkamış’a geldikçe, Sarıkamış bu depremlerde sallanıyor. Van’da olan depremde de Sarıkamış sallandı. Yani merkez üstüne yaklaştıkça risk artar, uzaklaştıkça risk azalır. Fayların büyüklüklerine göre depremlerin şiddetleri artar. Küçüklüklerine göre deprem şiddeti azalır.” dedi.
NEREDE OLURSANIZ OLUN DEPREM GERÇEĞİNİ BİLMELİYİZ.
Bozkuş daha sonra şu bilgileri verdi:
Depremde hasar derecesinde (şiddet) etkili olan faktörler; Tektonik yapı ve fayların boyutu, Depremin büyüklüğü (magnitüd), Merkez üstüne uzaklık, Odak derinliği, Kütle hareketleri ve heyelanlar, Zemin türü, Yapı kalitesi
Nerede olursanız olun deprem gerçeğini bilmeliyiz. Deprem bilinci oluşturmalıyız. Depremde nasıl davranacağımızı ezberledik. Artık insanlarımızda deprem bilinci oluşturmalıyız. Bir Japon insanının Japonya’da olduğu gibi, depremi, deprem gerçeğini, Türkiye’nin büyük deprem kuşağı üzerinde yer aldığını, depremle birlikte nasıl yaşanması gerektiğini, çocuklara daha o sıralarda anlatmalıyız. Ben bu konuda öğretmen arkadaşlara güveniyorum. Gittiğiniz yerde dersinizi öğreteceksiniz. Ama Türkiye’nin deprem gerçeğini de çocuklarımıza mutlaka öğretmelisiniz. Bu gerçeği insanlarla paylaşacağız, paylaşmak zorundayız. Bugün en önemlisi ben takdir ediyorum, İstanbul’da bir karar alındı. Geç bile kalındı. İstanbul’un eli kulağında. Gölcüğe de benzemez. İstanbul’da olacak deprem 1766’da olmuş depremin tekrarlanması bekleniyor. Depremlerin büyüklüklerine göre tekrarlanma zamanı vardı. 7’den büyük depremler 250-300 yıl arasında tekrarlanırlar. İstanbul’un biran evvel elden geçirilip, boşaltılması gereken binaların boşaltılması lazımdır. Türkiye’nin en büyük sıkıntısı, binaların yıkılması, çökmesi sıkıntısıdır. Amerika arabalarda kasko sistemi vardır ya, Amerika bu sistemi binalara uygulamış. Yıkılan binanın sorumlusu sigorta şirketi değil binayı yapan oluyor. Deprem sigortasını kastetmiyorum, inşaat sigortası. Sigorta şirketinin sorumluluğu budur; bina yıkıldığında binanın bedelini karşılayacaktır, o bina içerisinde ölen insanların bedeli yoktur ama, onların kan parasını ödeyecektir. O sigorta şirketi var ya para cebinden çıkmıyor. Para inşaatı yapanın cebinden çıkıyor. O sigorta şirketi kesinlikle projeyi harfiyen uygulattırır. O binalar projeye göre yapılır. Zaten sorunumuzda binaların projelere göre yapılmasıdır. Henüz o noktaya gelemedik. Bu sigorta sistemi Türkiye’de uygulanmalıdır. Bu sigorta sistemi Türkiye’de uygulandığı zaman sen temeli attığında, sen demiri bağladığında, sen betonu dökerken senin projeye harfiyen uymanı sağlar çünkü; o bina çökerse sigorta şirketi zarar edecektir. Dolayısıyla bu sigorta sistemiyle biz bu sorunu çözmüş oluruz.
ÖNERİLER
Deprem büyüklüğü ile zemin türü ve bunlara göre yapılması gereken yapı. O halde Zemine göre temel türü seçimi yapılmalı, zemine ve deprem büyüklüğüne göre taşıma gücü hesaplanmalı ve ona göre de projelendirilmeli ve uygulanmalıdır. Yapı Denetim birimlerinin kurulması önemlidir. Ancak, YDK’lerin tümü sigorta kuruluşu olarak çalışmalı. Sorumlulukları, yer inceleme çalışmalarından başlayıp, yapının yerleşime açılmasına dek sürdürülmelidir. Daha sonrasında ise, sorumlu oldukları yapılar, 50 yıl kendi güvenceleri altında olmalıdır.”
BÖLGEDE SON YÜZ YILDA MEYDANA GELEN 5 ŞİDDETİNİN ÜZERİNDEKİ DEPREMLER;
28.09.1901 Erzurum 6.1 büyüklüğünde,
28.04.1903 Patnos 6.3. büyüklüğünde,
13.09.1924 Pasinler 6.9 büyüklüğünde 310 ölü,
22.10.1926 Kars 5.7 büyüklüğünde 355 ölü,
01.05.1935 Digor-Kars 5.8 büyüklüğünde 200 ölü,
10.09.1941 Erciş-Van 5.9 büyüklüğünde 194 ölü,
03.01.1952 Pasinler 5.8 büyüklüğünde 133 ölü,
04.09.1962 Iğdır 5.5 büyüklüğünde 1 ölü, 22 yaralı,
02.04.1976 Iğdır-Doğubeyazıt 5.1 büyüklüğünde 5 ölü, 13 yaralı,
29.04.1976 Ardahan 5.1 büyüklüğünde 4 ölü,
24.11.1976 Çaldıran 7.3 büyüklüğünde 3840 ölü, 497 yaralı,
30.10.1983 Narman-Horasan 6.8 büyüklüğünde 1155 ölü, 1142 yaralı,
18.09.1984 Erzurum 5.5 büyüklüğünde 3 ölü, 35 yaralı,
07.12.1988 Ermenistan 6.7 büyüklüğünde 25 bin ölü,
03.12.1999 Şenkaya 5.1 büyüklüğünde 1 ölü,
02.07.2004 Doğubeyazıt 5.1 büyüklüğünde 18 ölü, 32 yaralı,
Soru-cevap şeklinde devam eden konferansa; Sarıkamış İlçe Milli Eğitim Müdürü Bülent Dağdelen, İl Milli Eğitim Şube Müdürü Cemalettin Güven, KAÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Bozkuş, Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü Mustafa Doğanay, İlçe Emniyet Müdürü Yusuf Güllü, Nüfus Müdürü Temel Doğan, Halk Eğitim Merkezi Müdürü İsa Taş, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri Yener Kamiloğlu, Fatih Demir ve İlçe merkezinde görevli öğretmenler katıldı.
 

 

 

 



Etiketler :         ,